Pages

Haneke Filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haneke Filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.09.2010

Funny Games U.S (2007)



Haneke 1997 yılında çevirdiği ve bir kült haline gelen filminin tekrar çevrimi için Amerika'yı tercih etmiş. Film, mekan ve oyuncular hariç ilk filmle nerdeyse birebir aynı. Sadece, herşey 1997 model değil de 2007 model diye düşünebilirsiniz. Oyuncu kadrosunda ise şu isimler var, Naomi Watts, Michael Pitt ve Tim Roth. Psikolojik-şiddet filmleri arasında, kendine has yapısı ve senaryosu ile dikkat çekiyor film. Öncelikle, şunu belirtmek istiyorum hayatınızda bu kadar sinir bozucu bir film kesinlikle izlememişsinizdir. Ayrıca, filmin ön plana çıkardığı şiddet objeleride çok dikkat çekici, golf sopası, yastık kılıfı ve yumurta gibi. Film, klasik bir müzikle başlıyor, hali vakti yerinde olan küçük bir aile, göl kenarında ki yazlık evlerine gitmek üzere yol alıyorlar. Tek amaçları, biraz golf oynamak, yelkenlilerine binmek ve zengin komşuları ile görüşmek olan bu aileyi, hiç beklemedikleri süprizler beklemektedir. Yan komşularının önünden geçerken, son derece nazik ve kibar iki genç ile tanışırlar, komşuları gençleri aile dostları olarak tanıtır ve olanlar olur. Evin hanımı mutfakta yemek yaparken, tık tık kapı çalar, kapıda ki genç nazik ve kibar bir dille 4tane yumurta ister ve olaylar birbirini izler. İki psikopat genç, amaçları bile belli olmadan aile ile oyun oynamaya başlar. Ve, deyim yerindeyse analarından emdikleri sütü burunlarından gelir... Sonuna kadar sizi, ekrana kitleyen, zaman zaman sizinde filmin içine dahil olduğunuz, muteşem bir gerilim. Tavsiyem, ilk önce 1997 yapımı filmi izleyip sonra U.S versiyona geçmeniz. Ben tam tersini yapmıştım, oda olur gerçi:) iyi seyirler

12.12.2009

Code Inconnu (Bilinmeyen Kod)


Michael Haneke'yi ve sinemasını herkes sevmez,sevemez,zor gelir çünkü.İzleyiciyi zorlar,çoğu zaman sıkar.Bizler hayatımızda genellikle derdimizi,henüz anlatmadan başkalarının anlamasını isteriz.Bunun yanında ne sıkıntımızı ne de sevincimizi kolaylıkla anlatabiliriz bir diğerine...Hal böyle olunca Haneke'nin mekanın gözü olarak yerleştirdiği kamerasında gördüklerimizi anlamaya zorlamayız kendimizi,canımızı sıkar kamerasının şahit oldukları.Çünkü o kadar çok şey anlatır ki o kamera,zoraki iletişime geçen ve zar-zor anlaşan bizler o kameranın anlattıklarına kulak vermek istemeyiz.Dediğim gibi ya zaten iletişimde yaşadığımız zorluklardan dolayı ya da gerçeklerin canımızı sıkmasından,bizlere unuttuğumuz ama gerçek olan birşeyleri anımsattığından...Kabul,izlemesi zordur,kimi sekansları belki de gerçekten olmamıştır.Yine de,Haneke kadar bizim içimizdekini bize gösteren bir başka yönetmen daha var mıdır bilmiyorum.

Gidip Amerikalara kadar filmler çekti Haneke.Sebebini "anlattıklarımın daha çok insana ulaşmasını istiyorum" olarak açıkladı.Yani Haneke Tarantino gibi değil.Onun anlattıklarına bayılmıyor kimse.Julliet Binoche'de olmasa...Kimse kulak asmıyor anlattıklarına.Çünkü,görkemli yeni şatolarımız,metropollerimizdeki tüm çelişkileri,o meşhur şehir hayatımızın tüm çürümüşlükleri,yüz yıllık bir aşk hikayesinin gölgesinde,kapitalist korku çağına tuttuğu aynayla tüm endişelerimizi,şüphelerimizi hatta ahlak anlayışımızda meydana gelen tahribatları korkusuzca,bizim görmemek için kıvrandığımızı bile gözümüzün içine sokarcasına bir tek o anlatıyor.O yüzden Haneke sineması genelde sevilmez.İki saatlik boş vaktimizi de adeta konuşan bir ayna karşısında geçirmek istemeyiz çünkü.

Code Inconnu'da da(Bilinmeyen Kod) bunların hepsi mevcut.Kırk küsür sekans ve her birinde ayrı bir temas.Sinema kariyeri peşinde koşan pek güzel bir Binoche,savaş muhabiri sevgilisi,ateşli,hırslı bir siyahi genç,Romanya'dan bir sürü umutla Fransa'ya irtica eden göçmen bir kadın...Hepsi bir gerçeği anlatmak için var.Film,karakterlerin yollarının kesiştiği sahneyle başlıyor ve adeta tümden gelim yöntemiyle karakterlerin hayatlarına misafir oluyoruz.Sekansların çokluğu ve zaman-mekan uyuşmazlığı sebebiyle kimi yerlerde zihnimiz bulansa da ve film çoğu Haneke filmi gibi sorulara cevap vermeden,anlatılanlara bir ekleme yapmadan bitse de genel itibariyle her zamanki gibi çok iddialı ve gerçekçi bir Haneke filmi ile karşı karşıya kalıyoruz.Yüzleşmesi zor,izlemesi zor ama gerekli.