Pages

8.02.2010

The Informant


Yönetmen, Steven Soderbergh'in 90'lı yıllarda geçen gerçek bir yolsuzluk hikayesinden esinlenerek çektiği bu film. Tam bir şuç-komedisi. Gerek anlatımı , gerek se de filmin içine kattığı mizah anlayışı ile, Soderbergh filme inanılmaz bir hava katmış.Açık, konuşmak gerekirse uzun zamandır, böyle keyifli bir film izlememiştim. Ayrıca, genel olarak pek beğenmediğim, Matt Damon'ı ilk defa çok başarılı buldum. Bana göre eğer Oscar'a aday olması gerekiyosa, bu Invictus ile değil de The Informant ile olmalıydı. Şirketin yasa dışı işlerini fark eden ve FBI'ile çalışmaya başlıyan Mark, başlarda biraz zorlansada zamanla bu işe baya ısınır ve değme muhbirlere taş çıkartıcak bir performans sergiler. Tam, anlamıyla FBI'ın kontrolunde olan Mark, uyanık yapısı ve yalan söyleme özelliği ile milyon dolarları cebe indirmeye başlar. Çalıştığı şirketin yolsuzluklarını ortaya çıkartırken, kendi yolsuzluklarını perdeler. Ama , gerçekler çok geçmeden ortaya çıkar ve kendi işini kendi bitirir. Her yönü ile çok beğendiğim ve zevkle hiç durdurmadan izlediğim bir film. Kesinlikle tavsiye ederim. iyi seyirler..

3.02.2010

It's Complicated


Uzun dönemdir bu kadar uyumlu bir çiftti başarılı bir romantik-komedi de görmek beni öncelikle çok mutlu etti. Alec Baldwin ile Merly Streep'in uyumları şapka çıkartıcak cinstenti. Ayrıca filmde,Steve Martin, Lake Bell ve John Krasinski'nin oyunculukları da başarılı sayılırdı. Filmin yönetmeni ise; senarist-yönetmen, Nancy Meyers. Yönetmeni daha önce, Kadınlar ne ister? ve Tatil filmlerinden hatırlıyoruz.


Jane üç çoçuğu olan ve 10 yıl önce eşinden ayrılmış, başarılı bir pasteneyi işleten bir kadındır. Kocası, Jake ile dostça bir ilişkisi vardır. Fakat, herşey oğullarının mezuniyeti için gittikleri New York'da değişir. Otelin Bar'ın da aralarında başlıyan yakınlaşma, yatakta son bulur ve işler karışmaya başlar. İlk başlarda her ikisi de inanılmaz bir heyecan ve tutku yaşarlar. Fakat, Jane'in gerçekleri görmesi çok uzun sürmez ve ikinci kadın olmak istemez. Jake, ise bu durumun sürmesini düşünmekte ve genç karısı Agness ile problemler yaşamaktadır. İşte bu anda, Jane'in haytına giren Mimar Adam, işlerin dahada karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal almasına katkıda bulunur...

Romantik-komedi dalında bu yıl içinde yapılmış en iyi filmlerden biri. Merly Streep bu filmle değil ama (Julia&Julia) filmi ile Oscar Adaylığını 15.kez kaptı. Fakat, Alec Baldwin'in, En İyi Erkek ya da Yardımcı Erkek ödüllerinde yarışmasını beklerdim. Neyse ki, Oscar Ödülleri'ni Steve Martin ile birlikte sunacak. Abartısız, gerçekçi bir senaryoya sahip, güzel bir romantik film. Tavsiye ederim.

2.02.2010

Oscar Ödülleri Açıklandı


Sinema Severlerin, merakla beklediği Oscar Ödülleri sonunda açıklandı. Beklenen gerçekleşti ve Avatar ve The Hurt Locker, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil, 9dalda adaylık kazandılar. İşte Liste;

En İyi film
The Hurt Locker
Avatar
An Education
Distict 9
The Blind Side
Inglourious Basterds
A Serious Man
Up
Up in the Air
Precious

En İyi Yönetmen
James Cameron (Avatar)
Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
Quentin Tarantino (Inglourious Basterds)
Lee Daniels (Preciosus
Jason Bateman (Up in the Air)

En İyi Erkek Oyuncu
Jeff Bridges (Crazy Heart)
George Clooney (Up in the Air)
Colin Firth (A Single Man)
Morgan Freeman (Invictus)
Jeremy Renner (The Hurt Locker)

En İyi Kadın Oyuncu
Sandra Bullock (The Blind Side)
Helen Mirren (The Last Station)
Carey Mulligan (An Education)
Gabourey Sidibe (Precious)
Meryl Streep (Julia&Julia)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Matt Damon (Invitus)
Woody Harrelson (The Messenger)
Christopher Plummer (The Last Station)
Stanley Tucci (The Lovely Bones)
Christopher Waltz (Inglourious Basterds)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Penelope Cruz (Nine)
Vera Farmiga (Up in the Air)
Maggie Gyllenhaal (Crazy Heart)
Anna Kendrick (Up in the Air)
Mo'Nique (Precious)

En İyi Animasyon
Coraline (Henry Selick)
Fantastic Mr. Fox (Wes Anderson)
The Princess and the Fog (John Musker and Ron Clements)
The Secret of Kelles (Tomm Moore)
Up (Pete Docter)

En İyi Yabancı Film
Ajami (İsrail)
El Secreto de sus Ojos (Arjantin)
The Milk of Sorrow (Peru)
Un Prophete (Fransa)
The White Ribbon (Almanya)

En İyi Görüntü Yönetmeni
Avatar
Harry Potter and the Half-Blood Prince
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
The White Ribbon

En İyi Sanat Yönetmeni
Avatar
The Imaginarium Of Doctor Parnasus
Nine
Sherlock Holmes
The Young Victoria

En İyi Kostüm
Bright Star
Coco Before Chanel
The Imaginarium Of Doctor Parnasus
Nine
The Young Victoria

En İyi Belgesel
Burma VJ (Anders Østergaard)
The Cove (Louie Psihoyos)
Food Inc

28.01.2010

Beetlejuice (Beterböcek)


Beetlejuice, 90'lı yıllarda çoçuk olmuş herkes için, fenomen olmuş bir filmdir. Yıllar içinde defalarca izlemiş olsam da, tekrar tekrar aynı zevki aldığım ender fantastik yapımlardan biridirde ayrıca. Yönetmenliğini, Tim Burton'un yaptığı film de , yönetmen masalsı, karanlık ve gotik bir dünya yaratmış. Oyuncu kadrosunda baktığımız ise şu isimler karşımıza çıkıyor; Micheal Keaton, Geena Davis, lec Baldwin ve Winona Ryder.

Genç ve mutlu bir çift olan Adam ve Barbara, talihsiz bir şekilde geçirdikleri trafik kazası sonucu ölürler. Hayattayken bir ömür boyu yaşamayı düşündükleri ev de ruhları bir şekilde hapis kalır ve evlerinde yaşmamaya devam ederler. Ancak, rahatları pek uzun sürmez, şehirli görgüsüz bir aile ve gotik kızları eve taşınırlar. Evi, baştan aşağı değiştiren ve Adam ve Barbara'nın tüm romantik anılarını silmeye çalışan evin yeni sahipleri, kahramanlarımızın canına tak eder. Evden, yeni sahipleri kovmak için elinden geleni yapan, Adam ve Barbara en son çareyi ruhlar alemenin, en belalı ve en çılgın karakteri olan Beterböcek'i çağırmakta bulur. Fakat, Beterböcek'in eve gelmesi ile, işler içinden daha çıkılmaz bir alır.

Her yönü ile insanı mest eden ve Tim Burton'a hayran olma sebebi yaratan bir film. Masalsı, komik,fantastik bir gerilim filmi. Ayrıca, müzikal unsurları da unutmamak lazım... İyi seyirler...

27.01.2010

Tehlikelidir Gitmek


Tehlikelidir gitmek…
Çarkların arasına sıkıştırılmış bir levye gibidir; kırar dişlileri…
Boş zaman, riskli zamandır; boşta kaldı mı sorgular insan aklı:
“Ne yapıyormuşum, kim için çalışıyormuşum, ömrümü neye harcıyormuşum ben” diye düşünür. Başka dünyaları, farklı hayatları görür; dönmeyiverir alimallah…
Özendirir gitmeyenleri de; isyanı tetikler.
Köprüleri ateşe verdin mi, dönüşün yoktur.
Dönsen bile gidenle dönen aynı kişi değildir.
Yollar, bir hayli değiştirip geri yollar insanı…

Can Yücel

26.01.2010

Vengeance



2009 yapımı, HongKong- Fransa ortak yapımı filmin, yönetmenliğini Johnnie To üstleniyor. Adını Hong-Kong ve Çin dışında pek duyaramamış yönetmenin, bugüne kadar yaptığı en popüler film olan Vengeance, Cannes'da yarışma fırsatı bile bulmuştur. Başrolünü, ünlü Fransız Rock Şarkıcısı Johnny Hallyday üstleniyor. Yardımcı rollerde ise; Simon Yam, Sylvie Testud ve Anthony Wong gibi isimler oluşturuyor. Alışıldık, bir konuyu ele alan film, bir kaç ufak detayla bilindik, intikam hikayesini, zevkli bir aksiyon filmine çeviriyor..



Eski mafya tetikçisi olan Castello'nun, torunları ve damadı, Çin'in Güney'in de bulunan Macau adasında, nedeni bilinmeyen bir şekilde öldürülür. Şans eseri, kızı hayatta kalmayı başarır ve Castello'dan intikamını almasını ister. İlk başlardan itibaren Castello'da bir gariplik olduğu gözümüze çarpıyor. İlerliyen sahnelerde, kahramanımızın beynine saplanan bir kurşundan dolayı, hafızasını yavaş yavaş kaybettiğini öğreniyoruz. Castello, hastalığı nedeni ile olayı tek başına çözemiyeceğini çok geçmeden anlar ve tesadüf eseri yerel bir mafya grubu ile tanışır. Her ne kadar yeri geldiğinde acımasız olan, bu katiller, herşeye rağmen dürüst, adaletli ve sevimli kişilerdir. Tanıştıkları, andan itibaren Castello'ya içten içe hayranlık ve bağlılık duyan bu üçlü, kahramınımızın intikamını paylaşırlar. Yolları, Macau'dan HongKong a kadar düşer ve aksiyon dolu sahneler ve çatışmalar birbirini izler...



Tarz olarak, zaman zaman Tarantino zaman zaman da Luc Besson filmlerine benzemiş olan bu Hong-Kong yapımı aksiyon filmi, herşeye rağmen seyirciyi kesintisiz bir şekilde ekran karşısında tutabiliyor. Fakat, zaman zaman hissedilen, Memento ve Taken esintileri, insanı biraz senaryoya karşı soğutabiliyor. Son olarak da bir kaç söz, ünlü Fransız Rokçı Johnny Hallyday için söylemek istiyorum, 66 yaşında olmasına rağmen atletik hali ve karizmatik duruşu ile filme , inanılmaz bir hava katıyor ve oyunculuk adına döktürüyor. Boş zamanda izlenebilecek, ortalama üstü bir aksiyon film, iyi seyirler...

imdb notu: 6.6

25.01.2010

An Education


Bu hafta ki, ilk film önerim An Education olacak. İddasız ve sessiz sakin bir şekilde piyasaya çıkan film, bir süre sonra gerek otoriteler ve gerekse de sinema severler tarafından tam not aldı. Bafta ödüllerine 8dalda aday gösterilen film, büyük ihtimalle Oscar ödülleri içinde yarışacak. Filmin yönetmenliğini, Danimarka'lı yönetmen, Lone Scherfig üstleniyor. Yeni Başlıyanlar için İtalyanca, yönetmenin en popüler filmi olarak göze çarpıyor. Senaryo ise, ünlü yazar Nick Hornby'e ait. Oyuncu kadrosu ise şu isimlerden oluşuyor; Carey Mulligan, Alfred Molina, Peter Sarsgaard ve Emma Thompson.

1960'lı yılların Londra'sın da geçen bu aşk hikayesi, bir çok mesaj içeren, bir liseli genç kız güncesi olarak karşımıza çıkıyor. Jenny, okulda başarılı olan, zeki bir genç kızdır. Ailesi ve tüm öğretmenleri tarafından, Oxford'a gitmesi için yönlendirilmektedir. Fakat Jenny'nin tüm hayatı, rastlandı eseri tanıştığı Jack'e aşık olması ile değişir. Jack, kendinden yaşça büyük, zengin ve hovarda bir adamdır. Lüks arabalar, kaliteli resturantlar ve Paris gezileri, Jenny'nin aklını tamamen başından alır ve Jack ile ilgili birçok gerçeği bilmesine rağmen gözlerini kapatır. Bir süre sonra, ailesinin, özellikle babasının da desteğini alan, Jenny, Jack'in evlenme teklifini kabul eder. Artık, okumak ona bir yüktür, çünkü tüm ihtiyaçlarını karşılayacak zengin bir kocası olacaktır. Ama, işler pek istediği gibi gitmez ve Jack'in ondan sakladığı büyük sırrını öğrenir ve peri masalı bir anda son verir. Artık, Jenny'nin tek yolu , yarım bıraktığı eğitimini tamamlamaktır...

Ders verici mesajlarla donatılmış bir yapım. Ayrıca, kadının toplumda ki yerini sorgulaması ve aile kavramının önemini ortaya koyması açısında dikkat çekiyor. Ağir ilerliyen fakat, başarılı kurgusu ve kaliteli oyuculukları ile öne çıkan, bir İngiliz filmi, tavsiye edilir...

Bafta Adayları Belli Oldu


İngiliz film akedemisi Bafta, geçen hafta içinde adaylarını belirledi. İngiltere'nin en önemli sinema ödülleri arasında gösterilen organizasyon, ayrıca Oscar'ın da habercisi olarak gösteriliyor. İşte Bafta'nın tüm listesi:


en iyi film:

avatar
an education
the hurt locker
precious
up in the air

en iyi ingiliz filmi:

an education - lone scherfig
fish tank - andrea arnold
in the loop - armando iannucci
moon - duncan jones
nowhere boy - sam taylor-wood

en iyi yabancı film:

broken embraces - pedro almodóvar
coco before chanel - anne fontaine
let the right one in - tomas alfredson
a prophet - jacques audiard
the white ribbon - michael haneke

en iyi yönetmen:

avatar - james cameron
district 9 - neill blomkamp
an education - lone scherfig
the hurt locker - kathryn bigelow
inglourious basterds - quentin tarantino

en iyi erkek oyuncu:

jeff bridges - crazy heart
george clooney - up in the air
colin firth - a single man
jeremy renner - the hurt locker
andy serkis - sex & drugs & rock & roll

en iyi kadın oyuncu:

carey mulligan - an education
saoirse ronan - the lovely bones
gabourey sidibe - precious: based on the novel push by sapphire
meryl streep - julie & julia
audrey tautou - coco before chanel

en iyi yardımcı erkek oyuncu:

alec baldwin - it’s complicated
christian mckay - me and orson welles
alfred molina - an education
stanley tucci - the lovely bones
christoph waltz - inglourious basterds

en iyi yardımcı kadın oyuncu:

anne-marie duff - nowhere boy
vera farmiga - up in the air
anna kendrick - up in the air
mo'nique - precious: based on the novel push by sapphire
kristin scott thomas - nowhere boy

en iyi orijinal senaryo:

the hangover - jon lucas, scott moore
the hurt locker - mark boal
inglourious basterds - quentin tarantino
a serious man - joel coen, ethan coen
up - bob peterson, pete docter

en iyi uyarlama senaryo:

district 9 - neill blomkamp, terri tatchell
an education - nick hornby
in the loop - jesse armstrong, simon blackwell, armando iannucci, tony roche precious: based on the novel push by sapphire - geoffrey fletcher
up in the air - jason reitman, sheldon turner

en iyi animasyon:

coraline - henry selick
fantastic mr fox - wes anderson
up - pete docter

en iyi kurgu:

avatar - stephen rivkin, john refoua, james cameron
district 9 - julian clarke
the hurt locker - bob murawski, chris innis
inglourious basterds - sally menke
up in the air - dana e. glauberman

en iyi görüntü yönetmeni:

avatar - mauro fiore
district 9 - trent opaloch
the hurt locker - barry ackroyd
inglourious basterds - robert richardson
the road - javier aguirresarobe

en iyi müzik:

avatar - james horner
crazy heart - t-bone burnett, stephen bruton
fantastic mr fox - alexandre desplat
sex & drugs & rock & roll - chaz jankel
up - michael giacchino

18.01.2010

67.Altın Küre ödülleri sahiplerini buldu...


Oscar'ın habercisi olarak bilinen Altın Küre Ödülleri, görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Avatar'ın En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini alarak damga vurduğu gecede, e2'de yayınlanan dizilerden 'Mad Men' bir kez daha En İyi Dizi seçilirken, 'Dexter'daki rolüyle Michael C. Hall da drama dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı.

ÖDÜL KAZANANLARIN TAM LİSTESİ:

En İyi Film (Drama): Avatar
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Sandra Bullock (The Blind Side)

En İyi Film (Müzikal-Komedi): Felekten Bir Gece/ Hangover
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal-Komedi): Robert Downey Jr. (Sherlock Holmes)
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal-Komedi): Meryl Streep (Julie & Julia)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Soysuzlar Çetesi/ Inglourious Basterds)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo'Nique (Precious)
En İyi Yönetmen: James Cameron (Avatar)
En İyi Senaryo: Aklı Havada/ Up In The Air (Jason Reitman, Sheldon Turner)
En İyi Animasyon: Up
En İyi Yabancı Film: The White Ribbon (Michael Haneke - Germany)
En İyi Müzik: Michael Giacchino (Up)
En İyi Şarkı: Ryan Bingham and T Bone Burnett - The Weary Kind (Crazy Heart)

En İyi Dizi (Drama): Mad Men
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Michael C. Hall (Dexter)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Julianna Margulies (The Good Wife)

En İyi Dizi (Müzikal-Komedi): Glee
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal-Komedi): Alec Baldwin (30 Rock)
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal-Komedi): Toni Collette (United States Of Tara)

En İyi Mini Dizi: Grey Gardens
En İyi Erkek Oyuncu (TV filmi veya Mini Dİzi): Kevin Bacon (Taking Chance)
En İyi Kadın Oyuncu (TV filmi veya Mini Dİzi): Drew Barrymore (Grey Gardens)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Dizi, TV filmi veya Mini Dİzi): Chloe Sevigny (Big Love)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Dizi, TV filmiveya Mini Dİzi): John Lithgow (Dexter)

Invictus (Yenilmez)


Bol ödüllü yönetmen, Clint Eastwood'un yeni filmi Invictus, gerçek bir hikayeyi bizlere aktarıyor. Yakın, geçmişte yaşanmış bu başarı hikayesini konu alan film, politik ve biyografik öğeleri ile dikkat çekiyor. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın ülkeyi birleştirmek ve siyah-beyaz ayrımını bitirmek adına, kullandığı ulusal spor başarısını, aktaran film, One team, one country... gibi mottolara da yer veriyor.

Başrollerde ise karşımıza, Matt Damon ve Margon Freeman çıkıyor. Freeman oyunculuk adına döktürürken, Damon tutuk ve ruhsuz oyunculuğu ile yine içimize sıkıntılar veriyor. Ve, bana göre yönetmen Eastwood'un hataları da burda başlıyor. Yanlış oyuncu seçimi ve tarihsel öğelerde yapılan bariz hatalar.Mesela, Ulusal Rugby takımının Cape Town'da ilk koşuları sırasında, 2009 model Range Rover gözümüze bariz bir şekilde çarpıyor, ama filmin geçtiği yıl 1995. Daha sonraları, 2006 model Hyundai Getz'leride filmde görebiliriz. Efsanevi yönetmen nasıl boyle hatalar yapmış anlamadım. Rugby sporundan anlamam ve Güney Afrika'nın o dönem içinde yaşadığı olaylara detaylıca hakim değilim, ama imdb'de ye göre filmde bizim anlamadığımız ve gözümüzden kaçan birçok hata daha var.

http://www.imdb.com/title/tt1057500/goofs, bu linkten diğer hatalara bir göz atabilirisiniz.

Dediğim gibi, konu güzel, gerek verdiği politik mesajlar gerekse de efsane lider Mandela'yı aktarması açısından. Ama filmde ki, bu hatalar ister istemez filmden soğumanıza neden oluyor. Bence, biraz zorlama ve acele edilmiş bir yapım olmuş, Eastwood'un son yıllarda yaptığı en kötü film, ama yinede sizde izleyin ve notunuzu kendiniz verin.